16 Ekim 2012 Salı

Cennet gerçekten var!

Bugün size anlatmak istediğim kitap öyle çok matah birşey değil. Hani çok kötü de değil, amma tavsiye edilecek kadar da bir meziyeti yok. O yüzden elimden geldiğince kısa keseceğim dostlarım. Az bir vakit kulak verin kardeşinize. Kitabımızın ismi: Cennet Gerçekten Var. Amerika’nın küçük bir kasabasında rahiplik yapan Todd Burpo ve eşi Sonja’nın oğulları Colton’ın apandisit zehirlenmesi sonucu ölümün eşiğinden dönmesiyle birlikte yaşadıkları olaylar bu kitapta anlatılıyor. O süreç boyunca (tabii daha öncesinde Todd’un felaketlerle dolu bir yılına da kısa bir bakış var) yaşadıkları sıkıntılar kitabın ilk yarısını oluştururken, ikinci yarısı ise daha mistik bir öykü üzerine kurgulu. O sırada ölümün eşiğinden dönen Colton, iyileştikten birkaç ay sonra ailesine cennet ve ölmüş yakınları hakkında birşeyler anlatmaya başlıyor. Ve ailesi biraz daha onu sorgulayınca çocuğun kısa bir süreliğine de olsa cennete gittiğine kanaat getiriyorlar. Colton’ın anlattıkları sadece ailesini değil, bütün akrabaları ve kilise cemaatini de etki altına alıyor. Tabii bu noktada dikkatinizi çekmem gereken şey şu; çocuk İncil’de nasıl yazıyorsa herşeyi öyle görüyor. Hiç sektirmiyor. Örneğin; Hz. İsa’yı (a.s.) tanrının oğluymuş, tanrıyla beraber bir tahttın yanında oturuyormuş, diğer yanında Cebrail (a.s) varmış falan böyle anlatıyor. Eh, hal böyle olunca, zavallı çocuğun cennete gidip gitmediği yönünde bir Müslümanın kalbinde de şüphe kalmıyor: Rahat olun. Çocuğun bir yere gittiği yok. Babasının ona uyumadan önce okuduğu veyahut kilisede duyduğu şeyleri rüya şeklinde görmüş, o kadar... Ben böyle Sır Kapısı tarzı hikayelerin birtek bizde olduğunu sanıyordum, meğer Hıristiyanlar da epey düşkünmüşler böyle hikayelere. Baksanıza, şu kitap dört milyondan fazla satmış. İşin komik yanı, çocuğun cennete dair anlattıklarından ziyade babasının onları yorumlayışını okuyorsunuz. Bir de içinde bol miktarda İncil alıntısı var. Ha, demiyorum ki hiç faydası olmayan bir kitaptır. Vardır elbette... Hatta hastane süreci boyunca Todd’un içinde yaşadığı hesaplaşmaları anlattığı bölüm hiç fena değil. Mesela şu cümle enteresan: “Papazlar inancın sarsılmaz direkleri olarak bilinirler, haksız mıyım? Ama o anda inancım lime lime olmuş bir ipin ucunda asılıydı.” Ama en nihayetinde çok da vakit harcamaya değmez bir kitapmış, itiraf edeyim. Ben harcadım, başkası harcamasın. Profil Yayınları’ndan, Derya Turan’ın çevirisiyle çıkan bu eser, içinde çok da tashih barındırıyor. Son kısımlara giderken giderek de artıyor bu tashihler. Rahatsız edici boyutlara varıyor. Bu açıdan da kitabı bir miktar özentisizliğe maruz kalmış gördüm. Ama nihayetinde 176 sayfa birşey zaten. Ne kadar sıkabilir ki? Bir günde, iki günde bitiyor işte. Hepinize güzel okumalar muhterem karilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder